Boşanma davalarında, yasal yollarla edinilen video kayıtları mahkemede delil olarak kullanılabilir. Ancak, bu süreçte Türk Medeni Kanunu ve Türk Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na uygunluk büyük önem taşır.
Video kayıtlarının delil olarak kabul edilebilmesi için, yasal yollarla elde edilmiş olmaları gerekmektedir. Mahkemeler, hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen delilleri dikkate almaz ve bu tür delilleri değerlendirme dışı bırakır.

Boşanma Davasında Video Kaydının Delil Olarak Kullanılabileceği Haller Nelerdir?
Boşanma davalarında video kayıtlarının delil olarak kullanılabileceği durumlar şu şekilde özetlenebilir:
- Hukuka Uygun Elde Edilen Video Kayıtları: Video kayıtlarının delil olarak kabul edilebilmesi için öncelikle yasal yollarla elde edilmiş olmaları gerekir. Kamuya açık alanlarda çekilen ya da tarafların rızasıyla kaydedilen görüntüler, mahkemeye sunulabilir. Ancak gizlice çekilen kayıtlar genellikle hukuka aykırı kabul edilir ve mahkemelerde delil olarak kullanılamaz.
- Özel Hayatın Gizliliği ve Kamu Yararı Dengesi: Yargı mercileri video kayıtlarını değerlendirirken özel yaşamın gizliliği ile kamu yararı arasında bir denge kurmak zorundadır. Aile içi şiddet, sadakatsizlik gibi durumlar veya çocuğun menfaati söz konusu olduğunda, kamu yararı özel hayatın gizliliğinden öncelikli olarak değerlendirilebilir.
- Davanın Çözümüne Katkı Sağlama Şartı: Video delillerinin dava sürecine katkı sağlaması gerekir. Mahkemeler, sunulan görüntülerin dava konusu olayı açıklığa kavuşturup çözüm sağlamada ne kadar etkili olduğunu değerlendirir. Kayıtların, davanın esasına doğrudan etki edebilmesi gerekir.
- Çocukların Yüksek Yararı: Velayet davalarında, video kayıtları özel bir dikkatle ele alınır. Çocuğun bedensel ya da ruhsal sağlığını tehdit eden ebeveyn davranışlarını belgeleyen görüntüler, çocuğun üstün yararını koruma amacıyla delil olarak değerlendirilebilir.
- Ses ve Görüntü Kayıtlarının Teknik İncelemesi: Video kayıtlarının geçerli olabilmesi için manipülasyon ya da değişiklik içermemesi gerektiği belirlenmelidir. Mahkeme, gerekli gördüğünde uzman bilirkişiler aracılığıyla video kayıtlarının özgünlüğünü ve doğruluğunu denetler.
- Zamanaşımı ve Delil Sunum Süresi: Video delillerinin geçerli olabilmesi için yasal süreler içinde mahkemeye sunulması zorunludur. Dava sürecine ilişkin belirlenen sürelerde sunulmayan video kayıtları, mahkeme tarafından kabul edilmeyebilir.
Boşanma davasında video kaydı kullanımı, yalnızca hukuka uygun şekilde elde edilen ve davanın çözümüne katkı sağlayacak nitelikte olan kayıtlarla mümkündür. Bu nedenle, video kayıtlarının mahkeme sürecinde etkili bir şekilde kullanılabilmesi için yasal prosedürlere ve doğru delil sunumuna dikkat edilmesi gerekir.
Boşanma Davasında Video Kaydının Delil Olarak Kullanılamayacağı Haller Nelerdir?
Boşanma davalarında video kaydının delil olarak kullanılamayacağı bazı durumlar şunlardır:
Hukuka Aykırı Elde Edilen Kayıtlar: Tarafların rızası olmadan gizlice alınan video kayıtları, özel hayatın gizliliğini ihlal ettiği için mahkemede geçerli kabul edilmez. Türk Ceza Kanunu, özel hayatın gizliliği hakkını korur ve bu tür kayıtlar hukuka aykırı olduğu için delil olarak kullanılamaz.
Kişisel Hakların İhlali: Video kayıtları elde edilirken kişilerin temel hak ve özgürlüklerine müdahale edilmişse, bu tür deliller mahkemede geçerli sayılmaz. Örneğin, konut dokunulmazlığının ihlali ile elde edilen görüntüler hukuken geçersizdir.
Manipülasyon veya Montaj Şüphesi: Video kayıtlarında değişiklik yapılmış ya da montaj yapılmışsa, bu durum delilin güvenilirliğini zedeler. Mahkeme, böyle bir durumda delili kabul etmez. Manipülasyon şüphesi varsa, teknik bilirkişi incelemesi talep edilebilir ve yapılan inceleme sonucu delil geçersiz sayılabilir.
Özel Hayatın Gizliliğine Aşırı Müdahale: Kişilerin özel yaşamlarına izinsiz müdahale içerdiği tespit edilen video kayıtları, mahkeme tarafından reddedilir. Özel yaşam alanlarında çekilen gizli görüntüler hukuka aykırı olduğu için delil olarak kullanılamaz.
Kamu Yararına veya Davaya Hizmet Etmeyen Deliller: Eğer video kaydı kamu yararı taşımıyor ya da davanın özüne katkı sağlamıyorsa, mahkeme bu kaydı delil olarak kabul etmez. Karşı tarafı karalama amacı güden video kayıtları özellikle bu kategoriye girer ve delil olarak kullanılmaz.
Delil Sunma Süresinin Kaçırılması: Yasal olarak belirlenen süre içinde mahkemeye sunulmayan video kayıtları geçerli bir delil olamaz. Delil sunum sürelerine uymamak, hukuki sürecin işleyişini etkileyebilir ve kaydedilen video delil olarak geçersiz sayılabilir.
Çocukların Yüksek Yararı İlkesiyle Çelişme: Velayet davalarında, çocukların ruhsal sağlığını tehdit edebilecek video kayıtları mahkeme tarafından reddedilebilir. Çocuğun üstün yararını gözetmek, mahkemelerin en önemli kriterlerinden biridir ve bu tür delillerin kullanılmaması gerektiği durumlar olabilir.
Boşanma Davalarında Video Kayıtlarını Usulsüz Elde Etmenin Cezası
Evet, boşanma davalarında video kayıtlarını usulsüz bir şekilde elde etmenin hem hukuki hem de cezai yaptırımları vardır.
Türk Ceza Kanunu’nun 134. maddesi, özel hayatın gizliliğini ihlal eden eylemleri suç saymakta ve bu tür durumları cezalandırmaktadır. Her somut olayda, suçun oluşup oluşmadığı ve cezai yaptırımların uygulanıp uygulanamayacağı ayrı ayrı incelenmektedir. Bu kanuna göre, izinsiz olarak kişilerin özel yaşamına dair ses ve video kayıtlarını kaydeden, temin eden ya da dağıtan kişiler, 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılabilir.
Eğer bu tür kayıtlar internet üzerinden veya kamuya açık platformlarda paylaşılırsa, cezai yaptırımlar daha da ağırlaşabilir. Ayrıca, bu eylemler medeni hukuk açısından da ihlal oluşturduğundan, mağdur taraf tazminat davası açma hakkına sahiptir; hem maddi hem de manevi tazminat talep edilebilir.
Boşanma Davasında Ses Kaydı Yargıtay Kararı
Sonuç olarak, sunulan delilin davada iddianın ispatı için başka bir yol bulunmadığı veya kamu yararı olduğu durumlarda, rıza dışı alınan ses ve video kayıtları delil olarak kabul edilebilir ve bu durumda cezai sorumluluktan muaf tutulabilir. Ancak, bu tür durumların her zaman dikkatle değerlendirilmesi gerektiğini unutmamak önemlidir. Mahkemelerin kararları ve içtihatlar bu konuda zamanla değişebilir ve her dava özelinde farklı bir değerlendirme yapılabilir. Bu nedenle, konuya ilişkin her adımda temkinli olmak ve hukuki süreçlerin dikkatle takip edilmesi gerekmektedir.
Sık Sorulan Sorular
Boşanma Davasında Video Kaydı Delil Olabilir Mi?
Evet, boşanma davasında video kaydı delil olarak kullanılabilir. Ancak, bu kayıtların yasal yollarla elde edilmesi gerekmektedir. Tarafların rızasıyla alınan görüntüler ya da kamuya açık alanlarda çekilen görüntüler mahkemede delil olarak sunulabilir. Gizli çekimler genellikle hukuka aykırı kabul edilir.
Video Kaydının Delil Olarak Kabul Edilebilmesi İçin Hangi Şartlar Gerekir?
Video kaydının delil olarak kabul edilebilmesi için öncelikle hukuka uygun şekilde elde edilmiş olması gerekmektedir. Tarafların rızasıyla ya da kamuya açık alanlarda çekilen kayıtlar geçerlidir. Ayrıca, kaydın manipülasyona uğramamış olması ve dava ile doğrudan ilgili olması önemlidir.
Video Kaydını Elde Etmek İçin Tarafların Rızası Gerekir Mi?
Evet, video kaydının hukuki geçerliliği için tarafların rızası gerekir. Rıza dışı alınan video kayıtları, özel hayatın gizliliğini ihlal ettiğinden mahkeme tarafından kabul edilmeyebilir. Yasal olmayan yollarla alınan kayıtlar, genellikle delil olarak değerlendirilemez.
Çocuğun Velayeti İle İlgili Video Kaydının Kullanılabilirliği Nedir?
Velayet davalarında, çocukların güvenliği ve psikolojik sağlığına ilişkin video kayıtları çok daha dikkatle incelenir. Eğer video kaydında çocuğun sağlığını tehdit eden bir durum varsa, bu kaydın davada delil olarak kabul edilmesi mümkündür. Çocuğun üstün yararı her zaman ön planda tutulur.
Ücretli danışmanlık veya avukatlık hizmeti almak için Enes Öztürk Hukuk Bürosu ile iletişim kurabilirsiniz.
Avukat Enes Efe ÖZTÜRK
ENES ÖZTÜRK HUKUK & DANIŞMANLIK BÜROSU