İçeriğe geç

Yabancı Devlet Bayrağına Karşı Hakaret Suçu (TCK 341)

Yabancı devlet bayrağına karşı hakaret suçu içeriğimizle sizlerleyiz. Yabancı bir devlet bayrağına karşı hakaret suçu, bir ülkenin bayrağına hakaret edilmesi veya aşağılanması olarak tanımlanır. TCK Madde 341 Türkiye’de devlet bayrağına karşı işlenen suçları düzenlerken, yabancı devlet bayrağına karşı işlenen suçlar da benzer ilkelere dayanır .Yabancı devlet bayrağına karşı hakaret suçu işlenmesi durumunda, Türk Ceza Kanunu’nun ilgili maddeleri çerçevesinde yargılanabilirsiniz. Yabancı devlet bayrağına karşı hakaret suçu, devletler arası ilişkileri ve diplomatik hassasiyetleri etkileyebilir ve uluslararası hukuk çerçevesinde de sonuçları olabilir.

Yabancı Devlet Bayrağına Karşı Hakaret Suçu

Madde 341 – (1) Resmen çekilmiş olan yabancı devlet bayrağını veya diğer egemenlik alametlerini alenen tahkir eden kimseye üç aydan bir yıla kadar hapis cezası verilir.

(2) Bu suçtan dolayı soruşturma ve kovuşturma yapılması, ilgili devletin şikayetine bağlıdır.

Bu maddede yazılı hükümlerin uygulanması, karşılıklılık koşuluna bağlıdır (TCK m.443).

Yabancı devlet bayrağına karşı hakaret suçu Tck 341 madde
Yabancı devlet bayrağına karşı hakaret suçu Tck 341 madde

Yabancı Devlet Bayrağına Karşı Hakaret Suçu – TCK 341

Yabancı Devlet Bayrağına Karşı Hakaret Suçu, Türk Ceza Kanunu’nun Yabancı Devletlerle Olan İlişkilere Karşı Suçlar bölümünde düzenlenmiştir, özellikle 341. maddede tanımlanmıştır. Bu suç, yabancı devlet bayrağı veya egemenlik alametlerine karşı yapılan hakaret eylemlerini cezalandırmayı amaçlar.

Türk Ceza Kanunu’nun bu maddesi, uluslararası ilişkiler ve diplomatik normlar açısından büyük önem taşır. Suçun tanımı, işlenme şekilleri ve yargı süreçleri detaylı olarak incelenir. Örneğin, suçun işlenme biçimleri arasında bayrağın yakılması, yırtılması gibi eylemler yer alır. Suçun işlenmesi halinde, TCK’ya göre belirli cezai yaptırımlar öngörülür.

Yabancı Devlet Bayrağına Karşı Hakaret Suçu, sadece hukuki açıdan değil, aynı zamanda uluslararası hukuk çerçevesindeki yükümlülükler ve diplomatik ilişkiler açısından da büyük bir hassasiyet taşır. Bu suçu işleyen kişilerin cezalandırılması, Türkiye’nin uluslararası hukuki itibarını koruma amacını güder.

Bu nedenle, bu suçun detaylı olarak incelenmesi ve hukuki boyutlarının anlaşılması, hem bireylerin hem de toplumun bu tür eylemlerden kaçınması ve uluslararası ilişkilerde gereken hassasiyeti göstermesi açısından önemlidir.

Öncelikle Türk Ceza Hukuku alanında Türk Bayrağının öneminden bahsetmek yerinde olacaktır. 1983 yılında yayımlanan Türk Bayrağı Kanunu bu hususta bizlere yardımcı olacaktır. Buna göre;

  • Türk bayrağı, yırtık, sökük, yamalı, delik, kirli vb. şekilde yani layık olduğu manevi değeri zedeleyecek şekilde kullanılması yasaktır.
  • Oturulan veya ayakla basılan yerlerde kullanılamaz.
  • Türk bayrağı şekli basılıp elbise veya üniforma şeklinde giyilemez.
  • Türk bayrağına karşı sözlü veya yazılı şekilde hakaret edilemez.
  • Türk bayrağı yakılamaz, yırtılamaz ve yere atılamaz.
  • Türk bayrağının kullanabileceği yerler ise cumhurbaşkanlığı yapmış olan kişilerin, şehitlerin cenaze törenlerinde tabutların üzerine, açılış törenlerinde Atatürk heykellerine veya resmi törenlerde masaların üzerine örtülebilir şeklinde belirlenmiştir.

Türk Bayrağına Karşı İşlenen Suçların Yaptırımları Nelerdir ?

Türk Ceza Kanunu’nda bayrağa verilen önem ve yabancı devlet bayrağının korunmasıyla ilgili düzenlemeler açıkça belirtilmiştir. Madde 341’e göre, “Resmen çekilmiş olan yabancı devlet bayrağını veya diğer egemenlik alametlerini alenen tahkir eden kimseye üç aydan bir yıla kadar hapis cezası verilir.”

Bu düzenlemede, “resmen çekilmiş bayrak” ifadesiyle yabancı devletin veya Türk kamu hukuku ve kanunlarına uygun olarak bayrağın direğe asılmış olması kastedilmektedir. “Tahkir” ise bayrağa karşı onur kırıcı şekilde suç işlenmesini ifade eder; örneğin bayrağın yakılması, yırtılması gibi eylemler bu kapsama girer.

Türk hukukunda bayrağa verilen bu önem, uluslararası ilişkilerin korunması amacıyla düzenlenmiştir. Devletler arası ilişkilerde itibarın korunması ve yabancı devlet bayrağına karşı saygının sağlanması hedeflenmiştir. Bu nedenle, yabancı devlet bayrağına karşı işlenen suçlar da ciddi cezai yaptırımlarla karşılanır ve uluslararası hukukun gerekliliklerine uygun olarak işlenen bu suçlar da yargılanabilir.

Dolayısıyla, yabancı devlet bayrağına karşı hakaret suçları, Türk Ceza Kanunu’nun ilgili maddeleri çerçevesinde ciddi bir suç olarak değerlendirilir ve bu suçların işlenmesi durumunda ilgili cezai yaptırımlar uygulanabilir.

Yabancı Devlet Bayrağına Karşı Hakaret Suçunun Unsurları

Maddeye göre, maddenin amacı devletin uluslararası ilişkilerini korumaktır. Bu nedenle, yabancı devlet bayrağının veya diğer egemenlik alametlerinin resmen çekilmiş olması şartıyla, bu alametlerin tahkiri cezalandırılmaktadır. “Resmen çekilmiş olan bayrak” ifadesi, yabancı devletin veya Türk kamu hukuku ve kanunlarına uygun olarak bayrağın direğe asılmış olması anlamına gelmektedir. Dolayısıyla, yabancı devlet vatandaşının astığı bayrağın veya egemenlik alametinin tahkiri, örneğin bayrağın yakılması gibi eylemler, resmî olarak asılmadığı için suç teşkil etmeyecektir.

Maddeye göre ikinci fıkra ise, bu tür suçların soruşturma ve kovuşturmasının ilgili devletin şikâyetine bağlı olduğunu belirtmektedir.

Suçun Şikayet Süresi ve Zamanaşımı

Yabancı Devlet Bayrağına Karşı Hakaret Suçu, şikayete bağlı suçlar arasında yer almaktadır. Kanun gereği, bu suçtan dolayı soruşturma ve kovuşturma yapılabilmesi için bayrağına hakaret edilen ilgili devletin şikayetinin olması gerekmektedir.

Bu suç için dava zamanaşımı süresi, suçun işlendiği tarihten itibaren 8 yıldır. Yani suç işlendikten sonra 8 yıl içinde dava açılmaz veya dava açılmışsa bu süre içinde sonuçlandırılmazsa ceza davası düşer. Dolayısıyla, Yabancı Devlet Bayrağına Karşı Hakaret Suçu için 8 yıllık bir zamanaşımı süresi geçerlidir. Bu süre içinde her zaman soruşturma yapılabileceği gibi, bu süre aşıldıktan sonra suçla ilgili soruşturma yapılamaz.

Yabancı Devlet Bayrağına Karşı Hakaret Suçunda Yargılama Usulü ve Görevli Mahkeme

Yabancı Devlet Bayrağına Karşı Hakaret Suçu’nun yargılaması ağır ceza mahkemesi tarafından gerçekleştirilir. Soruşturma aşamasında, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilebilir. Bu durumda, soruşturma tamamlanabilir ancak kamu davası açılmadan dosya kapatılabilir veya belirli bir süre ertelenebilir. Kovuşturma aşamasında ise, basit yargılama usulü uygulanarak yargılama yapılabilir. Basit yargılama usulü, daha hızlı ve kısa süreli bir yargılama süreci sağlar.

Bu suçla ilgili olarak TCK madde 443’e göre yazılı hükümlerin uygulanması karşılıklılık koşuluna bağlıdır. Yani Türkiye’de bu suçu işleyen kişinin, aynı suçu işleyen başka bir devletin vatandaşına karşı da işleyip işlemediği, o devletin kanunlarına göre de suç teşkil edip etmediği gibi faktörlere bakılır.

Emsal Yargı Kararları

Yargıtay 19. Ceza Dairesi, E. 2019/28151 K. 2020/7047 T. 17.6.2020

6222 sayılı “Sporda Şiddet ve Düzensizliğin Önlenmesine Dair Kanun”un 22/1. maddesinde düzenlenen “sporda şiddeti teşvik kabahati” kapsamında kalabilecek olaylara örnek olarak doktrinde ve uygulamada aşağıdaki fiiller verilmektedir:

Bir taraftarın “internetteki sosyal paylaşım sitelerinde maçı kaybedersek hakem odasını basarım” açıklamasını yapması,

Televizyonda yayınlanan spor programı esnasında yorumculardan birinin hakemlerin resmini çizip daha sonrasında hatalarını açıklayarak hakemlerin bulunduğu resimlerin üzerini karalaması ve hakemlerin üzerine çarpı işareti atması,

Bazı taraftarların cansız bir mankene, karşı takımın formasını giydirip daha sonra bu mankene hakaret edip, yakması ve bunu sosyal medyada yayınlaması.

6222 sayılı Kanunun 22/1. maddesinde ifade edilen “sporda şiddeti teşvik kabahati”nin unsurlarından birisi olan “fiilin başka bir suç oluşturmaması” unsuru bağlamında; TCK. m.214’teki “suç işlemeye tahrik” suçunun yanı sıra TCK. m.125’teki “hakaret” suçunun da burada kısaca ele alınması gerekmektedir.

Türk Ceza Kanununun “hakaret” başlıklı 125. maddesine göre; aşağılama, tahkir ve tezyif içeren, şeref ve saygınlığı rencide edebilecek nitelikte sözler ancak gerçek kişilere yöneltildiğinde hakaret suçu oluşabilir. Özel hukuk tüzel kişiliğine hakaret halinde, 125. madde ve devamında yer alan “hakaret suçu” oluşmaz.

Yine herhangi bir gerçek kişiyle arasında aidiyet ilişkisi kurulmadan özel hukuk tüzel kişisine (bir spor kulübüne) söylenen tahkir ve tezyif edici sözler hakaret suçunu oluşturmaz.

Bir başka anlatımla bir tüzel kişiye (bir spor kulübüne) yöneltilen tahkir veya tezyif içerikli bir söz, bu tüzel kişinin organı, temsilcisi vs. olan gerçek kişilere özgülenemediği müddetçe hakaret suçunu oluşturmaz. Ancak özel hukuk tüzel kişileri değil de kamu hukuku tüzel kişileri veya devletin manevi şahsiyetini temsil eden kamu organları söz konusu olunca durum değişmektedir.

Hukukumuzda her ne kadar özel hukuk tüzel kişilerine karşı tahkir ve tezyif içeren kelimeler suç olmasa da, devletin anayasal organlarının manevi şahsiyeti pek ağır ve alçaltıcı hakaretlere karşı ceza hukuku ile korunmuştur. Mesela, “Türk Milletini, Türkiye Cumhuriyeti Devletini, Devletin kurum ve organlarını aşağılama” başlıklı 301. maddesi ve “yabancı devlet bayrağına karşı hakaret” başlıklı 341. maddesi “özel tahkir suçları” olarak bu kapsamdadır.